Cübbeli Ahmet ve onun benzerleri, Ehl-i Sünnet'e yönelik iftiralarını desteklemek amacıyla Resûlullah ﷺ'den rivayet edilen bir hadisi kasıtlı olarak yanlış yorumlamakta ve bu hadisi Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb en-Necdî et-Temîmî (ö. 1206 H) aleyhinde bir propaganda malzemesi olarak kullanmaktadırlar.
Nebî ﷺ şöyle dua etti: "Allah'ım! Şam'ımıza bereket ver. Allah'ım! Yemen'imize bereket ver." Bunun üzerine sahâbîler: "Yâ Resûlallah! Necd'imize de?" dediler. Resûlullah ﷺ tekrar: "Allah'ım! Şam'ımıza bereket ver. Allah'ım! Yemen'imize bereket ver." buyurdu. Onlar yine: "Yâ Resûlallah! Necd'imize de?" dediler. İbn Ömer şöyle dedi: "Zannediyorum ki üçüncü defasında şöyle buyurdu: 'Orada depremler ve fitneler vardır. Şeytanın boynuzu da oradan çıkacaktır.'"
Buhârî 7094 · Muslim 2905
Ehl-i Sünnet düşmanları, hadiste zikredilen Necd'in, günümüzde Suudi Arabistan'ın merkezinde bulunan ve Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb rahimehullah'ın yaşadığı bölge olduğunu iddia etmişlerdir. Bu iddianın bâtıl olduğu, aşağıda zikredeceğimiz deliller ve âlimlerin açıklamalarıyla açıkça ortaya çıkacaktır.
Birinci Cevap: Bu hadisin farklı lafızlarla gelen rivayetleri, burada zikredilen Necd'den maksadın Irak olduğunu açıkça göstermektedir.
1/ İbn Abbas radiyallahu anhu şöyle dedi:
اللَّهمَّ باركْ لنا في صاعِنا ومُدِّنا ، وباركْ لنا في شامِنا ويَمنِنا . فقال رجلٌ مِن القَومِ : يا نبيَّ اللهِ ! وعراقِنا ؟ قال : إنَّ بها قرنَ الشَّيطانِ ، وتُهَيِّجُ الفتنَ ، وإنَّ الجفاءَ بالمشرقِ
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "Allah'ım! Sâ'ımıza ve müdümüze bereket ver. Şam'ımıza ve Yemen'imize bereket ver." Bunun üzerine topluluktan bir adam: "Ey Allah'ın Nebîsi! Irak'ımıza da (dua etmez misin)?" dedi. Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "Şüphesiz şeytanın boynuzu oradadır. Fitneleri harekete geçirip alevlendirir. Katılık ve kabalık da doğu tarafındadır."
Taberânî 12553
2/ Abdullah bin Ömer radiyallahu anhu şöyle dedi:
عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُسْتَقْبِلٌ الْمَشْرِقَ يَقُولُ " أَلاَ إِنَّ الْفِتْنَةَ هَا هُنَا مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ".
Resûlullah ﷺ'in doğu tarafına yönelmiş olduğu hâlde şöyle buyurduğunu işittim: "Dikkat edin! Fitne işte buradadır; şeytanın boynuzunun doğduğu taraftadır."
"Ey Irak ehli! Ne tuhaftır ki siz küçük meseleleri soruyor, fakat büyük günahlara dalıyorsunuz!" Sonra şöyle dedi: "Babam Abdullah bin Ömer'in şöyle dediğini işittim: 'Ben Resûlullah ﷺ'i şöyle buyururken işittim: Fitne şu taraftan gelecektir.' Sonra eliyle doğu tarafını işaret etti ve şöyle buyurdu: "Şeytanın iki boynuzunun doğduğu taraftan."
Muslim 2905
4/
İmam Buhârî ve İmam Muslim, bu hadisleri "Fitne doğu tarafından gelecektir" bâbı altında toplamışlardır. Âlimler, müelliflerin bâb başlıklarının onların fıkhını yansıttığını belirtmişlerdir. Bu da onların hadiste geçen Necd'i doğu yönü olarak anladıklarını göstermektedir.
İkinci Cevap: Âlimler Bu Hadisi Nasıl Anlamıştır?
Tarikatçıların bu hadisi yanlış anlamalarının temel sebebi, "Necd" kelimesini hatalı yorumlamalarıdır. Necd, belirli bir bölgenin özel adı değil, coğrafî bir vasıftır ve bulunduğunuz yere göre değişiklik gösterir. Medine'de yaşayan bir kimse için doğu tarafında bulunan yüksek araziler, yani Irak çölü ve çevresi, "Necd" olarak isimlendirilirdi.
Nitekim hadis şârihlerinden Hattâbî, İbn Abdilberr, İbn Hacer (ö. 852H), Aynî ve diğer bazı âlimler de hadiste geçen Necd'i bu şekilde açıklamışlardır. Bu sebeple onlar, hadiste zikredilen fitneleri Irak yönünde ortaya çıkan fitneler olarak yorumlamışlardır.
"Necd, doğu tarafındadır. Medine'de bulunan kimsenin Necdi ise Irak çölü ve çevresidir. Çünkü bunlar Medine ehlinin doğu tarafında yer almaktadır. Aslında 'necd' kelimesi, yerden yüksek olan arazi demektir. Bunun zıddı ise 'gavr'dır; yani alçak ve çukur arazi."
Fethu'l-Bârî, 13/4
2/ İbn Hacer (ö. 852H), El-Hattâbî'nin sözünü nakledip tasdik ettikten sonra şöyle dedi:
"Hadis hakkında konuşan bazı âlimler, bu hadisten maksadın İslâm'ın ilk dönemlerinde Irak tarafının doğusundan ortaya çıkan helâk edici fitneler olduğunu söylemişlerdir. Bunlar; Cemel Vakası, Sıffîn Savaşı, Harûrâ (Hâricîlerin ortaya çıkışı) ve Emevîler dönemindeki çeşitli fitnelerdir. Bütün bunlar Necd ve Irak'ın doğu taraflarında meydana gelmiştir."
İkmâlu'l-Mu'lim, 1/297
4/ El-Aynî (ö. 855H) dedi ki:
وَهُنَاكَ الزلازل والفتن وَبهَا يطلع قرن الشَّيْطَان وَأَشَارَ بقوله: هُنَاكَ إِلَى نجد، ونجد من الْمشرق قَالَ الْخطابِيّ: نجد من جِهَة الْمشرق، وَمن كَانَ بِالْمَدِينَةِ كَانَ نجده بادية الْعرَاق ونواحيها، وَهِي مشرق أهل الْمَدِينَة
"Resûlullah ﷺ'in hadiste 'orada' diyerek işaret ettiği yer Necd'dir ve Necd doğu tarafındadır. Hattâbî şöyle demiştir: Necd doğu yönündedir. Medine'de bulunan kimsenin Necdi, Irak çölü ve çevresidir. Çünkü bunlar Medine ehlinin doğu tarafında yer almaktadır."
Umdetü'l-Kârî, 24/200
Üçüncü Cevap: Cübbeli Ahmet'in Telbisi
Cübbeli Ahmet, Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb'ı sürekli "en-Necdî" yani "Necdli" olarak nitelendirmektedir. Ancak neden onun aynı zamanda Benî Temîm kabilesine mensup olduğunu zikretmemektedir? Hâlbuki Resûlullah ﷺ, Benî Temîm kabilesini açıkça övmüş ve onlar hakkında birçok fazilet zikretmiştir.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ مَا زِلْتُ أُحِبُّ بَنِي تَمِيمٍ مُنْذُ ثَلاَثٍ سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِيهِمْ، سَمِعْتُهُ يَقُولُ " هُمْ أَشَدُّ أُمَّتِي عَلَى الدَّجَّالِ ". قَالَ وَجَاءَتْ صَدَقَاتُهُمْ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَذِهِ صَدَقَاتُ قَوْمِنَا ". وَكَانَتْ سَبِيَّةٌ مِنْهُمْ عِنْدَ عَائِشَةَ. فَقَالَ " أَعْتِقِيهَا فَإِنَّهَا مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ ".
Ebu Hureyre radiyallahu anhu şöyle dedi: "Resûlullah'tan ﷺ Benî Temîm hakkında üç şey işittiğimden beri onları sevmeyi hiç bırakmıyorum: Birincisi: 'Onlar ümmetimin Deccâl'e karşı en şiddetli olanlarıdır.' İkincisi: Benî Temîm'in zekâtları getirildiğinde: 'Bunlar bizim kavmimizin sadakalarıdır.' Üçüncüsü: Benî Temîm'den esir alınmış bir kadın Âişe'nin yanında bulunuyordu. Bunun üzerine: 'Onu azat et. Çünkü o, İsmail'in neslindendir.'"
Buhârî 2543
هُمْ أَشَدُّ النَّاسِ قِتَالاً فِي الْمَلاَحِمِ
Başka bir rivayette Ebu Hureyre şöyle dedi: "Onlar, büyük savaşlarda (melâhimde) insanların en şiddetli savaşanlarıdır."
Muslim 2525
لا تقل لبني تميم إلا خيرًا؛ فإنهم أطول الناس رماحًا على الدجال
Başka bir rivayette Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: "Benî Temîm hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyin; zira onlar, ümmetimin Deccal'a karşı en şiddetli olanlarıdır."
Müsned Ahmed, 15813
İlk Fitnelerin Irak Tarafından Gelmesi
Âlimlerin naklettiği üzere, Irak tarafından ortaya çıkan fitnelerden bazıları şunlardır:
Cemel savaşı
Sıffîn savaşı
Küfe'den zuhur eden Hâricîler'in fitnesi
Hüseyin radiyallahu anhu'nun Irak'ta şehit edilmesi
Osman radiyallahu anhu'yu şehit edenlerin bir kısmının Irak tarafından gelmesi
Ali radiyallahu anhu'nun Irak'ta şehit edilmesi
Cehmiyye fırkasının Irak'ta ortaya çıkması
Mu'tezile fırkasının Irak'ta ortaya çıkması
Kaderiyye fırkasının Irak'ta ortaya çıkması
İmam Nevevî dedi ki: "Sahih hadislerde de Deccal'ın Horasan ya da doğu tarafından geleceği bildirilmektedir."
Şerhu Sahih Muslim
Önemli Not
Irak tarafından birçok fitnenin ortaya çıkmış olması, Irak'ın tamamının zemmedildiği anlamına gelmez. Nitekim Irak, İslâm tarihinin en büyük ilim merkezlerinden biri olmuş; İmam Ebû Hanîfe, İmam Ahmed ve daha birçok büyük âlim bu bölgede yaşamış veya ilim neşretmiştir. Dolayısıyla hadislerde zemmedilen şey, Irak'ın kendisi değil, oradan ortaya çıkan bazı fitne ve bid'atlerdir.